Trafik yine yoğun çok şükür…
 
Bodrum için İstanbul’un arka bahçesi denildiğini duymuşsunuzdur. Çok doğru!!! Gitgide gelişen, büyüyen, marka olan bir yerde yaşıyoruz.
 
İsteyenlerin lüks konut ve lüks yaşam talebine cevap verebildiği, doğal yaşam isteyenlerin taze süt, köy yumurtası ve benzeri ihtiyaçlarını belki de kapısına kadar ulaştırabildiği....
 
Diğer taraftan; tekneyle masmavi cennet koylarına kendilerini atabildiği, mis gibi kokan portakal bahçelerinin arasında yürüyüş yaptığı, dalından meyveleri koparıp tüketebildiği hatta toprağa bir şeyler ekip büyüdüğünü görebildiği bir yerdeyiz ve gitgide de çoğalıyoruz. Bunu önleyemeyiz elbette. ( Bu arada bu apayrı bir konu başlığı ona şimdi değinmek istemiyorum. ) Ama korumak ve bu güzellikleri çocuklarımızın da görmesini sağlamak için, elimizden geleni herkes kişisel bazda gerçekleştirebilir.
 
Naçizane bir atasözümüz var ya hani ‘’herkes kendi kapısının önünü süpürse mahalle temiz olur’’ diye… Biz de en azından, kendi çevremizdeki güzellikleri korusak, bu güzellikler korunmuş olmaz mı?
 
Hepimiz bu dünyada misafirken, bir şeyler deneyimleyip hoş bir seda bırakacakken, bu sedayı dinlemesi, çok keyifli bir şarkıya dönüştürmek bizim elimizde hem de çok sesli bir koro halinde....
 
Örmeğin; bu koroyu Gümüşlükte zehirlenmeyen dost köpeklerimizle!, tekmelenmeyen tatlı muzur kedilerimizle, süt kuzularımızla, yemyeşil çöpsüz doğamızla, masmavi tertemiz koylarımızla, kesilmeyen zeytin ağaçlarımızla! birlikte oluşturup dostça söylemeyi dilerdim...